Wednesday, October 25, 2006

Eskilerden...

Ankara'dan gelip odama girince eski defterlerimi kurcaladım şöyle bir. Lise yıllarında yazdığım bir şiirim geçti o ara elime:
Bazen...
Yağmur yağar ıslanır her yer,
Bulutlar yıkar tüm yeryüzünü.
Bazen gök delinir mavinin çığlıklarıyla,
Bazen bembeyaz kesilir gecenin karanlığı.
Soğuk olur yağmur bastırınca...
Bazen balık misali...
Bazen buğlu bir camın ardında;
Yağmur damlalarına dalar gözümüz,
Damlalar toprağa, toprak çiçeğe...
Hüzün vardır lacivert örtüden düşen şeffaf boncuklara bakarken,
Bir düğüm gelir yerleşir boğazına toprağa çarpan her damlada.
Canını acıtır; Bir el ararsın elini uzattığında tutacak.
Kış yağmurları böyle özlem getirir...
Sarı sonbahar ayrılık, ilkbahar umut, yaz yağmurları mutluluk...
Bazen öylece izlersin yağmuru hiç birşey düşünmeden,
Sessiz...
Dinlersin sadece.
Bazen yağmur sonrası kadife gökyüzüne takılır gözün,
Sonu gün olan geceden ve sonu yıldız olan yağmurdan korkma.
Öyle yağmurlar vardır ki sulu boya yapılmış bir resme bir bardak su dökmek gibidir.
Bu yağmurların içinde kaybetme renklerini.

Okurken çok fazla eksiğini buldum bu şiirin; olduğu gibi aktarıyorum buraya. Hiç birşeyi değiştirmeksizin.
Belli ki dışarıda yağmur varmış o gün...
Ne zaman ne düşünerek yazdığımı hatırlamıyorum. Ne tarih atmışım üzerine ne imza. Sadece Melis...
Belli ki içeride de yağmur varmış o gün...

No comments: