Saturday, June 09, 2012

Renkler ve Müzikaller

Evimin balkonu ucunu göremediğim yeşillik bir alana bakıyor. Haliyle kuşların cıvıltısı da gece gündüz eksik olmuyor. En çok da sabaha karşı arkadaşlık ediyorlar belki kahkahalarınıza, belki gözyaşlarınıza, belki de sadece uyku mahmurluğunuza... Deniz ne de güzeldir şimdi hani çarşaf gibi derler ya... Ya sahilin o sessiz sakin dalga sesleri... Düşüncelere dalarsınız o sahilin sularında. Sabahın erken saatlerini ayırırsınız düşüncelere kimse duymasın, kimse bilmesin diye. Çünkü her yıl bahar geldiğinde her insan kendine bir renk seçer doğadan ve her renk farklıdır. Her renk farklı bir ifadeye sahiptir. Düşüncelerimizi sabahın erken saatlerindeki beyaza ya da gecenin karanlığına saklamamız bu yüzden olsa gerek. Kimsenin rengine karışmasın,  kimse de bizim rengimize karışmasın ki bulanık bir hal almasın zihin tablomuz diye. Silmek istediğimiz her şey için gözyaşlarımızı kullanırız aslında. Ağlayınca yıkandığını, aktığını belki yeniden bembeyaz olacağını sanırız. Belki bu yüzdendir zihnimizi her bulandıran rengin ardından ağlayışımız. Kahkahalar gündüzün renklerine yakışır, paylaşıldıkça, onaylandıkça, gökkuşakları belirir, doğanın tüm hareketliliği zihnimizde sadeleşir hayat bulur anlamlanıp. Gözyaşları sonrası bu anları hatırlamek yeniden rengarek zihinlerimize dönme isteğindendir.

Kimi zaman da benim gibi Güneş kendini göstermeye başladığında renklerinizi sorgularsınız, bulanık mısınız yoksa rengarenk mi buna karar veremeden gün sizi içine çeker ve yoğurmaya başlar. İşte bu anlarda sadece kuşları, yeşilliklerin hafif esintiyle dansını, sahilin bir kedi gibi mırıltısını dinlemek, izlemek iyi gelir.Siz de sokuluverirsiniz bu müzikalin bir kıyısına...

No comments: