Friday, August 11, 2006

3+1

Sene 1997 İstanbul ağutos ayının ortasında yağmur altında. Annem karnında minik misafir, tuttu babamla Acıbadem hastanesinin yollarını. bendeniz evde yalnız... senelerce beklediğim geliyor kolay mı uyumak. Elime üç beden büyük gelen telsiz telefon...
Çaldı! kalbim 360785647..... atıyor işte. Açtım BABAM!
Minik bebişmiz erken görmek istemiş dünyayı gözlerini normalden önce de açınca mikrop kapı vermiş hemen. Merak etme ama dedi babam beni rahatlatmak için. Temizlemişler gözlerini iyiymiş. Kalbim yerinde durmayı inkar ediyor o ara. En yüksek o gün sıçradım ben, en mutlu o gün oldum, en ablaydım ben o gün...
gamzeyi teselli ettiğimi hatırlıyorum: Elif'in gelmesi senin pabucunu hiçbir zaman damın öte yanına gödermeyecek. Sen yine benim kardeşimsin, seninle de ilgileneceğim onunla da. Sakın kıskanma, onunla ilgileniyor olmam seni sevmediğimi göstermez. Bana da hak ver lütfen onun benden başka ablası yok ki! seni seviyorum gamzeciğim...
Bilmeyen yoktur bizim ailede. Gamze benim yeşil saçlı küçük boylu bebeğim. Yanağındaki gamzelere pek özendiğimden adını gamze koymuştum. Senelerce ona kardeşim gibi davrandım. Gece yatırdım, sabah kahvaltısını yaptırdım. Herşeyiyle ilgilendim... Misafirliğe bile götürürdüm her seferinde.
Elif bugün 9 yaşında bir küçük hanımefendi; Gamze de yatağımın baş ucunda 2 yaşında bir bebek kadar hala...

No comments: